Orijinal Adı: Hereafter
Yazar: Tara Hudson
Çevirmen: Ilgın Berivan Yıldız
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Sayfa Sayısı: 400
Tür: Fantastik
"Yine nehirde süzülüyordum. Ancak bu kez nefes aldığımda ciğerlerim, etrafımı saran çamurlu suyla dolmuyordu. Bedenim bu kâbustan önceki kadar hafifti hâlâ. Nehirde süzülüyor, öfkeli akıntının sürüklemesinden etkilenmiyordu.Artık bir şeyler farklıydı; bu karanlık, beni kıvrandıran sahne, korkunç rüyalarımda yaşadığım sahnenin neredeyse aynısıydı. Neredeyse... Çünkü bu kez boğulan ben değildim. Oydu."
Merhabalar! Yine bir kitap yorumuyla geldim. Daha farklı projelerim var aslında ama üşeniyorum. Ama en kısa zamanda yapacağım. Ve Teen Wolf sezon finali verince onunda incelemesini girmeyi düşünüyorum. Aynı şekilde Game of Thrones'i de girmeyi düşünüyorum ama bakalım. Çok uzatmadan Araf'ın yorumua başlayayım. Umarım okurken eğlenirsiniz. Keyifli okumalar!
Yaşayanların dünyasında bir hayalet olduğunuzu düşünün. Onları görebiliyor, duyabiliyorsunuz. Ama onları hissedemiyor, kokularını alamıyorsunuz. Onlar ise ne sizi görebiliyor ne duyabiliyor ne de hissedebiliyor. Yalnızsınız. Ya da öyle olduğunuzu düşünüyorsunuz. Belki de değilsiniz. Belki her şey bir yanılsamadan ibarettir. Ama ne olursa olsun siz bir ölüsünüz. Kimseye dokunamıyor, onları hissedemiyorsunuz. Ta ki o ana dek. Bir insanın hayatını kurtarıyorsunuz ya da kurtardığınızı düşünüyorsunuz. Ama o andan sonra o insan sizi görüyor, duyuyor ve hissediyor. İşin ilginç tarafı, siz de ona dokunup hissedebiliyorsunuz. İşte kitabın konusu tam da bu. Amelia bir hayalet. Ölümünden önceki hayatına dair hiçbir şey hatırlamıyor. Ta ki Joshua ile tanışana dek. Bir şeyler değişiyor. Ama ne?
"Etraftaki tek ışık solgun aydan yayılıyordu. O da bir hayaletti, öyle donuk ve güçsüzdü ki gökyüzüyle uyumlu değildi. Ona ait değildi."
Öncelikle azıcık karakterlerden bahsedip kitap hakkında ki düşüncelerime geçeceğim daha sonra.
Amelia, bir hayalet. Uyanana kadar, hiçbir şeyin farkında olmayan bir hayalet hem de. Açıkçası Amelia'yı hiç sevmedim ben. Çok itici geldi bana. Neden, bilmiyorum.
Joshua ise nispeten daha iyiydi. Ama olanları çabucak kabullenmesi aptalca geldi bana. Yani kim karşısındaki ona hayalet olduğunu söylediğinde durumu hemen kabullenebilir ki?
Ve Eli... Aslında kitaptaki en sevdiğim karakter belki de. En azından diğer karakterlerden daha az aptaldı.
"Gün ışığında ne kadar yalnızsam gün batımında da o kadar yalnızdım."
Ben genel olarak kitabı pek sevemedim. Gerek karakterlerden gerekse kitabın başındaki durağanlıktan dolayı. Bir hayalet hikayesine göre fazla sönük kalmıştı bence. Yazarın dili akıcı olmasına rağmen olmasına rağmen duyguyu okuyucuya geçiremiyor ve bu bence gerçekten büyük bir eksi. Onun dışında karakterlerin birbirlerine hemencecik aşık olmalarına UYUZ OLDUM. Bir kere kız bir hayalet. Onu da geçtim. Birbirleri hakkında hiçbir şey bilmeden birbirlerine aşık oluverdiler. Hem de bana göre gayet vıcık vıcık bir aşk. Aşkları fazla zorlamaydı bana göre.
Serinin ikinci kitabı olan, Ayrılık bende var. Ama ne zaman okurum hiç bilmiyorum. Belki üçüncü kitap çıktıktan sonra okurum. Ama umarım devam kitaplarında fikrim değişir.
"Yıpranmış ve çok sevilen kitaplar, taptaze, okunmayı bekleyenlerle yan yana duruyordu. Bir ömre bedel kitaplar, genç bir oğlanın odasına doluşturulmuştu."
Benim Puanım: 3 Goodreads Puanı: 3.74

canlı sex hattı
YanıtlaSilhttps://girisadresi.info/
heets
salt likit
salt likit
Q1DTQ0
ardahan
YanıtlaSilartvin
aydın
bağcılar
balıkesir
B6J2PW
beşiktaş
YanıtlaSilmersin
istanbul
kumluca
küçükçekmece
MWA
sincan
YanıtlaSilbodrum
uşak
kumluca
ankara</a
J7B4F6
https://saglamproxy.com
YanıtlaSilmetin2 proxy
proxy satın al
knight online proxy
mobil proxy satın al
2BVWW