10 Eylül 2015 Perşembe

Bıçak Sırtı - Kitap Yorumu #MaraDyer - 2

Satın Almak ve İncelemek İçin : D&R - Okuoku - Kitap Yurdu - İlk Nokta - Amazon - Goodreads

Orijinal Adı: The Evolution of Mara Dyer
Yazar: Michelle Hodkin

Çevirmen: Dilan Toplu
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Sayfa Sayısı: 487
Tür: Fantastik

Mara Dyer bir zamanlar geçmişinden kaçabileceğini sanıyordu. 
Ama kaçamayacaktı.
Sorunları kendi kafasında yarattığını düşünüyordu. 
Ama yanılıyordu. 
Yaşadığı onca şeyden sonra, sevdiği çocuğun artık sır saklayamayacağına inanıyordu. 
Ama aldanıyordu. 
Gerçekler ortaya çıkmaya ve seçimler ölümcül sonuçlar doğurmaya başladığında Mara bu karmaşadan aklını yitirmeden çıkmayı başarabilecek mi?



Herkese merhabalar! Bugün sizlere uzun zamandır -yaklaşık 4 ay- çıkmasını beklediğim Mara Dyer serisinin ikinci kitabının yorumuyla geldim. Öncelikle en başından uyarımı yapayım; Eksik Parça'yı okumayanlar için spoi olabilecek şeyler var ama kesinlikle Bıçak Sırtı'ndan spoi vermeyeceğim. Ayrıca Eksik Parça'nın yorumuna bakmak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz. Şimdiden keyifli okumalar!


Nasıl başlayacağımı inanın bilmiyorum. Dört-beş aylık bir beklemenin ardından o çok istediğim kitaba kavuştum ve şu an üçüncüsü için yanıp tutuşuyorum. Öncelikle şunu söylemek istiyorum ki; kesinlikle ve kesinlikle ilk kitaptan çok daha güzeldi. 
Öncelikle birazcık konusundan bahsedeyim elimden geldiğince ilk kitap hakkında spoi vermemeye çalışacağım okumayanlar için; Eksik Parça'nın o mükemmel sonunda sonra olaylar daha da karmaşık bir hal alıyor ve Mara gördüklerine kimseyi inandıramıyor. Tek bir kişi dışında. Noah! Mara'nın sırrını bilen sadece o var. Ya da Mara ve Noah öyle sanıyor. Ve kimseye güvenemiyorlar. Kim dost kim düşman belli değil. Ortada tuhaf şeyler dönüyor ve Mara hem sevdiği çocukla kalabilmek hem de akıl sağlığını koruyabilmek için kendine hakim olmak zorunda. Yalanlarla dolu bir hayat. Bu yalanlarla dolu hayatın içinde herkesin ondan sakladığı bir şeyler var. Noah'ın bile! Ve gerçekler ortaya çıkmaya başlıyor ve seçimler hiç olmadığı kadar can yakıyor. 

"Seni bırakmayacak kadar bencilim,"dedim.
Yüzündeki tebessümü görebilmem için geri çekildi. "Ben de buna izin vermeyecek kadar bencilim."

Kitabı bitirdikten sonra, abartısız söylüyorum, 15-20 dakika boş boş duvara baktım. Böyle bir son kesinlikle beklemiyordum. Evet, kötü şeyler olabileceğini sezdim ama böyle bir son kesinlikle beklediğim bir şey değildi benim. Kendime geldikten sonra hemen üçüncü kitabı okumak için yanıp tutuşmaya başladım diyebilirim size. Kitabın tek kelimeyle özeti; HARİKAYDI! Olaylar su gibi akıp gitti ve ben bir an olsun kitabı elimden bırakmak istemedim. Çünkü kitabı okumayı bıraktığım anda aklım direkt kitaba kayıyordu ve ; "Acaba şimdi ne olacak?" diye düşünmeye başlıyordum. 

Kitabı okurken, Mara'dan önce ben delireceğim galiba, diye düşünmekten kendimi alıkoyamadım. Bazı olaylar çok fazla kafamı karıştırdı ve bu benim için eksi bir yön. Ama buna rağmen gerçekten çok severek, merak ederek okudum. Bittiğinde; ya ben bunu neden okudum ki, şimdi üçüncü kitabı ne zaman çıkarırlar, bu yürek buna nasıl dayanır?, diye düşündüm hep. Sanırım dayanamayıp son kitabı ingilizce e-book olarak okuyacağım. Ama bir yandan da okumaya korkuyorum çünkü henüz seriye veda etmeye hazır değilim. 

Birini sevdiği kelimelerden tanımak mümkün müdür diye merak ediyordum.

Okurken işaretlediğim bir çok yer oldu. Öyle ki yeni aldığım mavi post-it'lerim bitti. Kitabın içinde ki o anlamlı cümlelerden çok Noah ve Mara'nın konuşmalarını işaretledim diyebilirim. Çünkü gerçekten bazılarını okurken güldüm ve konuşmaları cidden çok eğlenceliydi. 

"Başka bir şansın olmadığı için mi benimlesin?"
"Seninleyim çünkü başka bir şans istemiyorum. Bin kere dünyaya gelsem hepsinde senin olmayı seçerdim."

Bu seriyi bu kadar çok sevmemin nedeni kesinlikle ve kesinlikle; Noah Elliot Simon Shaw! Şu ana kadar okuduğum en iyi erkek karakter bana göre. Evet, bir çok kitap okuyoruz, bir çok erkek karakterle tanışıyoruz ama benim favorim, bugün, yarın ve daima; Noah Elliot Simon Shaw! Çok sevdim ben Noah'ı. Kitabın sonunda; "Ahhhh, Noaaaah!" diye ağlıyordum. Bir ara herkese; "Bana Noah'ı getirin!" demişliğim bile var. Siz düşünün gerisini...

Mara ise nedense çoğunluğun sinir olduğu ama benim sevdiğim bir karakter. Yani, evet bazen çok korkakça davranıyor ve Noah'a ihtiyaç duyabiliyor ama yaşadığı şeyleri ele alınca bence gayet doğal. 

Jude. Allah bu çocuğun evine ateşler salsın. 7 kat cehennemde yansın inşallah. "Aaaaah, Geri zekalı!" diye haykırmak istiyorum. 

Ve benim favori ebeveynim; Daniel. Bence ebeveyn sayılır çünkü anne babasından daha çok ilgileniyor Mara'yla. Benim gibi hep bir abisi olmasını isteyenler için Daniel tam bir abi idolü. Daniel gibi bir abim olsa keşke!

Hiçbir şey hissetmiyormuş gibi yaptı çünkü her şeyi hissediyordu. Önemsemiyormuş gibi göründü çünkü fazla önemsiyordu.

Şimdi bana soracak olursanız, "Bu seriyi okuyayım mı?" diye. Okumayın. Çünkü bir sonraki kitabı beklerken delirebilirsiniz. 

Benim Puanım: 5   Goodreads Puanı: 4.38

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder