Orijinal Adları: Oyun - Das Spiel
Felaket - Das Katastrophe
Fırtına - Der Sturm
Kehanet - Die Prophezeiung
Yazar: Krystyna Kuhn
Çevirmen: Firuzan Gürbüz
Yayınevi: Pegasus Yayınları
Tür: Fantastik/Gerilim
Herkese merhabalar! Bugün bir seri incelemesi ile geldim. Uzun zamandır benden Vadi serisinin incelenmesini isteyenler vardı. Son kitabı tekrar okuyup incelemeyi yapmaya karar verdim bende. Umarım beğenirsiniz ve size yardımcı olabilirim. Seri hakkında ki fikirlerinizi, çekincelerinizi yoruma yazabilirsiniz veya bana instagramdan dm atabilirsiniz. Elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışırım.
Evet, Vadi serisinin ilk kitabı Oyun. Ve benim birinci sezon içerisinde ki favorim. Öncelikle serinin iki sezondan oluştuğunu belirteyim. İki sezon da dörder kitap ancak ülkemizde sadece ilk sezon çıktı sadece.
Konusu genel olarak Julia ve kardeşi Robert'ın Grace Vadisi'nde ki Grace Koleji'ne başlamalarını anlatıyor. Grace Koleji , Grace Vadisi denen bir yerde özel bir okul. Ama sadece IQ'su yüksek öğrenciler bu okula girebiliyor. Baş karakterlerimiz Julia ve Robert'da bunlardan ikisi. Ama okulda ve Vadi'de ters giden bir şeyler var. Çünkü okulu Google Earth'de bulmak mümkün değil. Ve Vadi'de sanki yaşam yok. Ne gölde balık ne de karada bir kedi, köpek, kuş. Bütün bunlar yetmezmiş gibi Robert bir kızın gölde boğulduğunu görüyor. Ama kimseyi buna inandıramıyor. Kız kardeşi Julia'yı bile. Ve asıl her şey bundan sonra başlıyor.
Öncelikle bu seride belirli bir ana karakter yok. Çünkü her kitapta ana karakterimiz değişiyor. Julia benim bu seride en az sevdiğim ana karakterlerden diyebilirim. Chris ile girmek bile istemiyorum. Çok yapmacık bir ilişkileri var bana göre. Ama kitabın içindeki gizem karakterleri sevmeseniz bile kitabı size okutturuyor. Olaylar gerçekten çok gizemli ve nefes kesici bir şekilde ilerliyor. O yüzden ben bu seriye BAYILDIM! Eğer çekinceleriniz varsa ilk kitabı alın, okuyun. Ona göre seriye devam eder veya etmezsiniz.
İlk kitaba puanım: 5/5
İkinci kitap ise benim en sinir olduğum karakterlerden biri olan Katie'yi ve onun Hayalet'e - Vadi'nin etrafındaki dağlardan biri- tırmanma isteğini ve arkadaşlarını nasıl peşinden sürüklediğini anlatıyor genel olarak. Katie'yi sevmeme nedenim aşırı bencil bir insan olması ve çevresindeki insanları gram düşünmüyor olması.
Felaket açıkçası beni Oyun kadar etkilemedi. Oyun'un başları Felaket'e nazaran daha heyecanlıydı ama Felaket baya bir durağan gelmişti bana. Kitap öğrenciler Hayalet'e tırmanmaya başladıktan sonra güzelleşmeye başlıyor bence. Ondan sonrasını bir solukta okuyabiliyorsunuz. Ve Krystyna Kuhn kitabı nerede sonlandıracağını çok iyi biliyor. Gerçekten muazzam sonları var her kitabın.
İkinci kitaba Puanım: 4/5
Fırtına. Fırtına gibi bir kitaptı. Esti geçti. Seride ki en sevdiğim kitap olabilirdi. Ama Chris ana karakter olmasaydı. Ağzına çakasım var Chris'in arkadaşlar. Seriyi okuyanlar genel olarak Chris'i çok seviyor ama ben bir türlü sevemedim. Chris de Katie gibi çok bencil bir karakter sadece kendini ve Julia'yı düşünmesi delirtti beni. Etrafında o kadar insan var. Bir dön bak yahu! Debbie' de kitapta bahsedilen ikinci karakter ama Chris'den bile daha uyuz bir karakter.
Kitap, diğer iki kitaptan daha heyecanlı ve sürükleyiciydi ancak karakterleri tam birer sorun bana göre. Ama siz de ilk iki kitapta Chris'i sevenler grubuna dahil olursanız kitabı seveceğinizden eminim. Sırf karakterleri yüzünden;
Üçüncü kitaba puanım; 4/5
Ve birinci sezonun son kitabı; Kehanet. Oyun'dan sonraki favorim olur kendisi. Kehanet; Benjamin'in üç gün boyunca ortadan kaybolması, döndüğünde kendinde olmaması ve hastaneye kaldırılması üzerine, David, Robert ve Katie'nin ona neler olduğunu bulmaya çalışmasını ele alıyor. -Nasıl bir cümle olduysa artık...- Genel olarak yine Katie üzerinde durulsa da en etkin rolü Robert üstleniyor. Ve Robert, kesinlikle seride ki favori karakterim. Zekasıyla ve cesaretiyle. Kimsenin fark edemediklerini edip ustaca planlar geliştirmesi gerçekten dahiceydi bana göre. Kitabın ortalarında Katie'nin her zamanki bencillikleri yüzünden yine biraz sıkıldım ama olsun artık o kadar.
Ayrıca bu kitapta Felaket'te olan bazı soruların cevabını öğreniyoruz. Ve gerçekten şaşırıyoruz. En azından ben şaşırdım, diyebilirim.
Dördüncü kitaba puanım; 4/5
Eğer okumak istiyorsanız gönül rahatlığıyla okuyun diyebileceğim bir seri. Benim kesinlikle favorilerimden. Ayrıca umarım Pegasus Yayınları en kısa zamanda ikinci sezonu da çıkarır da biz de aklımızdaki bütün soru işaretlerinin cevaplarını alırız.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder