Orijinal Adı: The
Girl on the Train
Yazar: Paula
Hawkins
Tür:
Polisiye/Gerilim
Yayınevi: İthaki
Yayınları
Sayfa Sayısı: 360
“Rachel
her gün aynı trene binip aynı çifti izliyordu. Çiftin başına gelenleri bütün
ülke duyduktan sonra, hayatlarına dâhil olmaya karar verdi.”
Merhabalar!
Bildiğiniz üzere veya bilmediğiniz daha önceden yorumlarımı instagram üzerinden yapıyordum. Amma ve lakin instagramda kelime sınırlaması olduğundan dolayı istediğim her şeyi yazamıyordum ve bu yüzden blog açmaya karar verdim. Umarım burada da benimle birlikte olursunuz.
Bu ay okuma grubumuzdaki kitap ve bizim ilk tur kitabımız Trendeki Kız'dı. Gerek kapağıyla gerek ise konusuyla bir çok okurun dıkkatini çekmeye başardı. Öyle ki çıktığı ilk hafta herkesin dilindeydi ve D&R, okuoku, kitapyurdu gibi internet alışveriş sitelerinde çok satanlara girmeyi başardı. Peki kim bu Trendeki Kız?
"Hayat bir paragraf değildir ve ölüm de bir parantez."
Rachel psikolojik sorunları olan, kendini alkole vermiş genç bir kadın. İşten atıldığını ev arkadaşı öğrenmesin diye her sabah evden çıkıp trene biniyor ve bir saatlik bir yolculukla Londra'ya gidiyor. Bu yolculuğu sırasında sürekli aynı çifti izlemeyi kendine alışkanlık haline getiriyor. Ama bu çiftin trendeki o kızdan haberleri yok. Taa ki çiftin başına gelen o olaya dek. O olaydan sonra Rachel bu çiftin hayatına karışmaya karar veriyor. Yalanlar, ihanetler, aşk ve gizem arasında gidip gelen bu hikaye aslında bizlere her şeyin göründüğü gibi olmadığını kanıtlayan en güzel hikayelerden belkide.
Aslında polisiye hikayeleri, romanları pek sevmem. Çünkü olaydan çok katile odaklandığım için hemen katili bulurum. Benim için Trendeki Kız da diğer polisiye romanlar gibiydi. İlk 100 sayfada katili bulunca sonraki 260 sayfa bitmek bilmedi açıkçası. Ama bir çok okur bu kitapta şaşırdığını ve katili bulamadığını söylüyor. Belki katile değil de olaylara odaklansam ben de bulamayabilirdim.O yüzden beni şaşırttığını-katilin kim olduğunu kast ediyorum- söyleyemeyeceğim. Ama şöyle bir gerçek var ki; yazarın ilk kitabı olmasına rağmen oldukça iyi bir iş çıkarmış. Kitap oldukça sürekleyici ve gerçekten hakkını vermek gerekirse olaylar oldukça gizemli. Başlarda ilişkiler biraz karışık gelebiliyor. "Yahu ne oluyor? Anlamadım." diyebiliyorsunuz ama ilerleyen sayfalarda her şey rayına oturuyor.
"Nefesleri kesen bir ilk roman. En dikkatli okurlar bile, Hawkins olayları teker teker açığa çıkarıp, aşkın ve takıntının şiddetle olan kaçınılmaz bağını ortaya koyarken şaşırmaktan kendilerini alamayacaklar." -Kirkus-
Ne kadar ben katili önceden bulmuş olsam da bu yoruma son derece katılıyorum. Yazar okuyucuyu fazlasıyla şaşırtıyor. En azından okuyan bir çok kişi bunu söylüyor. Takıntılar, aşk, yalanlar, nefret... Açıkçası bir çok romandan daha iyi işlendiğini düşünüyorum bu duyguların. Hem de yazarın ilk kitabı olmasına rağmen.
Karakterlere gelecek olursak... Arkadaşlar! bu karakterler adamı katil eder! Gerçekten. "Bir hikayedeki tüm karakterler sinir bozucu olabilir mi?" diye düşünürdüm hep. Evet, olabiliyormuş. Hep nefret edilesi karakterler olabiliyormuş. Kitabı okurken Anna'nın ağzına ıslak odunu geçirip, kafasını duvara sürterek kıvılcım çıkarma isteği geldi hep. Paranoyaklığın doruklarında yaşıyordu kadın.
Rachel'ın ise sürekli alkole sığınması, gerçeklerden kaçması sinir etti beni. Anlık mutluluğun insanı değilim ben ya da beynimi uyuşturmak, düşünememek bana göre değil. Bana göre gerçeklerden kaçan insan, en ufak bir dertte alkole sığınan insan aciz insandır. Ne gerçek hayatta ne de kitaplarda hoşlanmıyorum böyle insanlardan. Ne olursa olsun insanlar gerçeklerle yüzleşebilmeli bence. Evet Rachel zeki ve cesur bir karakter. Ama anı zamanda korkak bir karakter. Bu yüzden onu da sevemedim.
Erkek karakterler Scott ve Tom ise tam bir tipik abaza Türk erkeği gibi geldi bana. Gerçekten. Ne kadar Rachel'ı sevmesemde ikisinin de ona karşı tavırları hoş değildi. Sonuçta bir kız olarak ister istemez empati kuruyorsunuz. Rachel'ında sülük gibi ikisine de yapışması ayrı bir mevzu ama yine de davranışları hoş değildi.
Genel olarak kitap akıcıydı, gizemliydi, hoştu. Ne kadar karakterlere uyuz olsanızda merak duygusu size kitabı okutturuyor. Şahsen kitabı hep "Yazar bu olayları şimdi nasıl bağlayacak?" diye düşünerek, merak ederek okudum ben. Herkese önerebileceiğim bir kitap değil. Polisiye severler mutlaka okumalı ama bana göre. Belki de yeni bir Tess Gerritsen doğar, kim bilir?
Goodreads Puanı: 3.91 Benim Puanım: 4



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder